Yazar & Romanı
Gökhan Atış Strong Wings
“Mucizeye Yolculuk I – Yazdığın Yolu Yürü” – Online Kitapçılarda
“Mucizeye Yolculuk II – Güçlü Kanat” – Yayın hazırlığında
Gökhan Atış Strong Wings…
Onun hikayesi, “Seni çağırıyorum, uyan!” diyen ruhuna teslim oluşunun; kendini, yaşam amacını ve ruh ailesini bulmak üzere büyük boşluğa dalışının hikayesidir.
Kanatlarını ya açacaktır ya da…
Ona bu gözü karalığı getiren yaşam yolu, romanında.
“Hayatımın kırk altıncı senesinde geçmişe dönüp baktığımda, tüm
yaşanmışlıkları büyük bir manzaranın küçük parçacıkları olarak görüyor ve
her birini kıymetli buluyorum. Kalbimde çoğunlukla bağışlayıcılık, sevgi ve
huzur var. Üzüntü, öfke, korku yok değil ama onlara eskiden olduğu gibi
kapılmıyorum. Kaçan, kovalayan ve hep bir eksiği doldurmaya çalışan
rolümü bırakıp; izleyen ve şahit olan oldum. Ve o zaman, kendim oldum…
İşte o gün, geçmişin manzarasını izlerken beni bu ana getiren yolu gördüm,
tanıdım ve yürüyüşüme ‘Mucizeye Yolculuk’ adını verdim. Hepimiz için
gerçekten de şu an olduğumuz yer, sayısız seçimin ve rota değişiminin
sonucu: Büyük bir mucize. Eğer tam olarak istediğiniz yerde değilseniz,
gönlünüz ferah olsun ki bu da geçecek. Çünkü her şey, sürekli geçer.
Yaradan biz çocuklarını en aydınlık, en özgür benliğimize kavuşturabilmek
için ham maddesi mucizeler olan işaretler yolluyor. Bu kitabı da o
işaretlerden biri olarak görebilirsiniz. Okurken, kendi geçmişinize
bakacağınız, yaşam yolunuzun bugüne kadarki tüm kıvrımlarını göreceğiniz
evrensel bir ayna, ki belki ona bakarken rotanızı mucizelere doğru çevirme
isteği duyarsınız. Ya da zaten mucizelerdeyseniz, birlikte kutlamış oluruz.
Bir başkasının yaşamı üzerinden insan kendini görür mü? Hep öyle olur.
Ben sizden biriyim. Anlatayım…”
İstanbul’da, 70’li yılların sonunda doğdum. Çocukluğumu İzmit’in
köylerinde geçirdim. Denizci babam çoğu zaman yanımızda yoktu. Annemle
yoldaş ve sırdaş olduk. Zamanla onun doğruları ve inançları benimkiler
oldu. Farklılıklarımı anlayamadığım, duygularımı sakladığım, hep kibarca
gülümsemesi öğretilmiş; hep çevresinin ihtiyaçlarına göre kendini
ayarlayan çok hassas bir çocuktum. Ebeveyn kavgaları, çamurlu köy yolları,
ezberci ve cezacı bir eğitim, kara tahta ve önlük… Sıkışmışım.
İstanbul’a taşındığımızda 10 yaşındaydım. Bisikletimle fırlayıp gittim
İstanbul’un uzak mahallelerine. Yolum hep Bakırköy’deki o hastanenin
önüne çıktı. Bahçesindeki pijamalı hastaları izlerken, bir insanın kendini
nasıl kaybedebildiğini merak ettim ve bundan korktum.
Lise çağında, okulu kırdığım günler kiliselerin loş salonlarında, aşk ve
özgürlük hayalleri kurdum, şiirler ve hikayeler yazdım. Sonra taktım gitarı
omzuma, Beyoğlu sokaklarında isyan kokan şarkılar çalıp söylemeye
başladım. Siyah giyiniyor diye kovalanmış, toplumda ve ailesinde yerini
bulamamış, duygusal acısı yoğun diğer “rockçı” gençlerle tayfa olduk;
90’ları ince bir çizginin üstünde denge oyunu oynayarak yürüdük. Çadır ve
gitarlarımızla otostop çekip, belde belde dolaştık. Yaşamın anlamı üzerine
yapılan derin sohbetlerde şarap içtik. Fazla seçeneğimiz yoktu; bir
taraf kayıp kuşak, diğer taraf üniversite ve bir meslek… O ara aldığım bir
gönül yarasından kaçarken kendimi Kıbrıs’ta, Denizcilik Fakültesi’nde
buldum; sonra da gemilerde.
Daha kim olduğumu, ne istediğimi bilemezken gemilerin “efendi kaptanı”
oluverdim. Ne fırtınalar gördüm geçirdim hem içimde hem dışımda. Ne
kavgalar hem içimde hem dışımda… O çok korktuğum aklı kaybetme
çizgisine defalarca dokundum. Nefes alabilmek için yazılar yazdım, şarkılar
yaptım ve aklımı onlar korudu. Yine de bir an, ilaçlara sığındığım oldu.
Gençliğimde sırtıma çizdirdiğim “Çeroki Şamanı” gerçek hayatta karşıma
çıktı. Bana Strong Wings (Güçlü Kanatlar) adını verdi. Gemilerden çıkışın
yolunu gösterecek sanmıştım. O ise çözmem için hayatıma yeni bir gizem
kattı. “Strong Wings” ne ola?
Yine gemiler, yeni gemiler… Ruhumun yürümemi istediği başka bir yol
vardı da onu bulamıyordum sanki ve bunun için suçluluk duyuyordum.
Kendimi hırsız kapitalist bir düzenin çarkı, konforuna saklanmış bir korkak
olarak gördüm. Vicdan azabı çektim.
O karanlığın ortasında bir rüya gördüm: Dağların arasında bir vadi, vadide
bir kulübe; yüzlerini göremediğim bir kız çocuğu ve yemek pişiren bir eş…
Şişelerin dibinden ve ölümün köşesinden kalbime doğan bu umut ışığıyla
döndüm. O ilhamla “Gaak ve Baap” adını verdiğim ilk romanımı yazdım.
Romanda, gemilerden ayrılmış bir kaptan; hayatın amacını ve ruh eşini
arayarak, İran, Thar Çölü ve Hindistan yollarında yürüyor; aynı zamanda
bilinçaltının karanlığından bilincin aydınlığına doğru yaklaşıyordu.
Kitabı yazdıktan altı yıl, altı gemi sonra hayatı dibine dek sorgulamış, gerçek
bir ölüm yaşamış, karga, baykuş ve balinadan mesajlar almış, kaybedecek
hiçbir şeyi olmayan biri olarak; yazdığım yola, yani Gaak’ın gittiği yola
çıktım. Öz benliğimi ve ruh eşimi ya bulacaktım ya bulacaktım… Tarih
11.11.11’di. İşaretleri takip ederek bildiğim rotayı yürümeye başladım. İşte
dostlar, birinci kitabım buraya kadar: “Mucizeye Yolculuk I -Yazdığın Yolu
Yürü.” Okuduğunuzda, bu hikâyenin bile kitaba dair yeterli ipucu
vermediğini fark edip şaşıracaksınız. Sonra mı?
Ne muhteşem işaretler ne akıl yakan mucizeler… Beni zerrelerime dek yok
edip yeniden doğuran kutsal güç… Anicca… Ne büyük evrensel hediyeler…
Ruhumun eşi ve kızım; şifacılık ve ruhsal rehberlik yolu… Bunlarsa henüz
yayınlanmamış olan ikinci ciltte: “Mucizeye Yolculuk II – Güçlü Kanat”
Aynama bakan herkes, kendi mucizeye yolculuğunu görsün diye yazdım.
Aşk ile.


Şimdi Nerede ve Ne Yapıyor?
Bugün, o yola çıkışının 14. yılında, ruhunun ailesi; kızı Maya ve eşi Yuuka ile, Hindistan’ın güneyinde; ormanların ve nehirlerin okyanusla buluştuğu bir yerde yaşıyor. Ruhsal rehberlik ve şifacılık yapıyor, seremonilerde alan tutuyor; yazıyor ve müzik üretiyor.
Gökhan Atış Strong Wings, her insanın, kendini bilmeye doğru uzanan, mucizevi ve kutsal bir hayat yolunun haritasını kalbinde taşıdığını söylüyor ve okuyucularını sessizce bu yolun merkezine davet ediyor; güçlü ruhsal kanatlarını keşfetmeye…
BİRLİĞİN GÜCÜ
Düzenli Güncellemeler Almak İçin Şimdi Abone Olun

